Latest News
Everything thats going on at Enfold is collected here
Hey there! We are Enfold and we make really beautiful and amazing stuff.
This can be used to describe what you do, how you do it, & who you do it for.

“Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık” Seminerleri Devam Ediyor
EtkinliklerÖÇED Başkanı HUYS Yönetim Kurulu üyesi Parin Yakupyan, Özel Esayan Lisesi’nde öğrencilerle buluşarak “Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Bu sunumda empati kurmanın, birlikte öğrenmenin ve kapsayıcı olmanın gücünü öğrencilere aktardı.
Kendi yaşam yolculuğundan yola çıkarak annelikten, otizmle tanışmaktan ve bu tanışmanın hayatını nasıl dönüştürdüğünden söz etti.

Bu anlamlı buluşma için Özel Esayan Lisesi müdürü Dença Çınar’a, biyoloji öğretmeni Tamar Kartun’a ve duyarlılıkları ile geleceğe umut olan tüm öğrencilere ve HUYS’a teşekkür ederiz.
Keşke Doğurmasaydınız Diyenlere…
YazılarÖÇED Başkanı Parin Yakupyan yazdı: “Özel gereksinimli çocukların anneleri, sosyal medyada ve gündelik hayatta ‘keşke doğurmasaydınız’ diyenlerin vicdansızlığıyla karşı karşıya. Böyle yazanların savundukları şey bir fikir bile değil, insanları ‘istenenler’” ve ‘istenmeyenler’ diye ayırma hastalığı.
Bir sosyal medya kullanıcısı şöyle yazmıştı “Bir test yaptırmalı ve bu çocuğu dünyaya getirmemeliydiniz. Açıkçası bana zarar verirse hiç umurumda olmaz. Mümkünse devlet alsın, insanlardan uzak yaşatsın.”
Yoruma bakar mısınız!
Eğer insanlara inancınızı yitirmek istiyorsanız, sosyal medyada biraz fazla dolaşmanız yeterli. Özel gereksinimli çocukların annelerini, evlatlarını dünyaya getirerek bencilce davranmakla suçlayanlar bile var. Annelerin kendi egolarını tatmin etmek uğruna bir canlıyı acı dolu bir yaşama mahkum ettiğini söyleyenler de. Ne yazık ki, sosyal medya bu tür cümlelerle dolup taşıyor. Bu kadar vicdansızca sözleri yazabilen insanların ne yaşadığını, hangi karanlıkta yoğrulduğunu anlamakta zorlanıyorum ben.
Onların gözünde çocuklarımız, topluma katılmaya layık bireyler değil. Özellikle Down sendromlu bireylerin annelerinin paylaşımları altına yazılan bazı yorumlar insanın yüreğinin kaldırmayacağı cinsten. Kendimi zaman zaman, bu insanların gerçekten böyle düşünmediğine inandırmaya çalışıyorum. İlgi çekmek istiyorlar, aldıkları tepkilerle besleniyorlar, son yılların moda ifadesiyle “trollük” yapıyorlar diye avutuyorum. Ama “Keşke doğurmasaydınız” diyen bir yorumun altında yüzlerce, binlerce beğeni gördüğümde… İşte orada boğazım düğümleniyor.
Pardon ama…
Bu insanlar bir annenin çocuğunu doğurup doğurmayacağına karar verme cüretini nereden buluyor? Nasıl çocuklar doğurursak tatmin olacaklar? Sarışın mı, esmer mi? Kaç IQ’nun altı yaşamayı hak etmiyor? Engelli olunca insanlıktan düşülen bir eşik mi var? Varsa, söylesinler de onu da bilelim.
Bilgileri Yok Ama Fikirleri Çok
Bu tür yorumları yapanlar, konuyla ilgili bir görüş savunduklarını sanıyorlar. Oysa savundukları şey bir fikir bile değil, insanları “istenenler” ve “istenmeyenler” diye ayırma hastalığı. Kısacası bilgileri yok ama fikirleri çok.
Okuduğum en korkunç yorumlardan biri, Down sendromlu bir çocuğun annesinin sayfasına yazılmıştı
“Duygu pornografisi yapmayın. Çocuk ağrı, hastalık, acı çektiğinde bir anne olarak buna nasıl katlanıyorsunuz? Hayvanları bile uyutuyoruz, acı çekiyorsa ve yapılacak bir şey yoksa…”
Okurken insanın kanı donuyor.
Bu insanlara asıl acının onlar gibi had bilmez yüzünden çekildiğini nasıl anlatabiliriz acaba? Kendi kriterlerine uymayan çocukların yok edilmesini savunmanın haklı görülebilecek hiçbir yanı yok.
Bir çocuğu doğurup doğurmamak yalnızca annenin kararıdır. Bize düşen tek şey, onun kararına saygı duymaktır. Bunun ötesine geçen her söz, her yorum, her yargı haddini aşmaktır.
Kusursuz Çocuk Yok, Eşit Hak Var
Özel gereksinimli çocukların anneleri, toplumda hala “eksik ya da yanlış çocuk doğurmuş”, “acınması gereken”, “hasta çocuk annesi” gibi zararlı etiketlerle karşı karşıya bırakılıyor. Bu damgalama yalnızca incitici değil, annelerin dayanıklılığını zayıflatan, çocukların hak sahibi bireyler olarak görülmesini engelleyen bir yük.
Bu bakış açısı, annelerin toplumsal hayata katılımını adım adım daraltıyor. Çocukların varlığını hak temelli bir çerçeveden çıkarıp “yardım”, “merhamet” ve “tahammül” sınırına hapsediyor.
Toplum annelerden “makbul çocuk” bekliyor. Sessiz, uyumlu, görünmeyen, zorlamayan çocuklar…
Kimse kusura bakmasın, annelerin topluma siparişe uygun bir çocuk verme borcu yok. Fakat toplumun onlara kapsayıcılık, eşitlik ve adalet borcu var.
Çocuğumuzdan Utanmamızı mı İstiyorsunuz?
Lafı dolandırmaya
Garen’le dışarıda bir restoranda otururken, yemek sırasında kalhiç gerek yok. Bazıları bunu istiyor. Sayları çok değil ama bunu hissettirenlerle karşılaşıyorum.
Ben çocuğumun ve diğer özel gereksinimli çocukların toplumsal hayata katılımı için seminerler veriyorum. Anlatıyorum, açıklıyorum, örnekliyorum. Dinleyenler alkışlıyor, “ne kadar güzel konuştunuz” diyorlar. Salondan çıkarken herkes hemfikir görünüyor.
Ama sonra…kıp biraz yürüdüğünde, kendini regüle etmek için sessizce adımlar attığında bakışlar üzerimize çevriliyor. Söze dökülmeyen bir ayıplama ile karşılaşıyorum. Ne kadar aldırmamaya çalışsam da, bazen başım öne eğiliyor. Çocuğumdan utandığım için eğmiyorum başımı. Onun ne kadar zorlu bir yolu yürüdüğünü, neleri başardığını çok iyi biliyorum. Başımı eğiyorum çünkü bazen tek bir bakış bile, yıllar öncesindeki bir travmayı tetiklemeye yetiyor. İstenmediğimiz, kabul edilmediğimiz, “fazlalık” hissettirildiğimiz anlardaki o duygu yeniden canlanıyor.
Çocuğunuzun hayatı çok zor olacak, toplumda kabul edilmeyecek, keşke doğurmasaydınız diyenlere bir şey sormak istiyorum… Hayatı zorlaştırmak bu kadar kolayken, neden “Hayatınızı kolaylaştırmak için ne yapabiliriz?” diye düşünmek aklınıza gelmiyor?
İnsanı diğer canlılardan ayıran şey, vicdanı, merhameti ve şefkatidir. Belliki bunlar sizde yeterince yok. Bizim çocuklarımızda ise sizden fazla var. O yüzden bazen merak ediyorum, bu toplumda yaşamayı kim daha çok hak ediyor acaba?
DamgalamayınYeter
Bizler toplumun tamamından destek göremeyeceğimizi çoktan öğrendik. Mücadelemizi, gerçekten iyi yürekli birkaç insanla, omuz omuza sürdürmeye devam ediyoruz. Kimseden kahramanlık beklemiyoruz. Alkış da istemiyoruz. Yardım edemeyenlerden tek bir şey bekliyoruz, bizi etiketlemeyin.
Çünkü her etiket, bir kapıyı biraz daha kapatıyor. Her bakış, her ima, çocuklarımızı hayattan bir adım daha geri itiyor. Bu sadece bir duyarsızlık meselesi değil. Bu, özel gereksinimli bireyleri ve annelerinin yaşamını zorlaştıran bir durum.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Hoşgörü de istemiyoruz.
Sadece eşitlik istiyoruz.
Kusursuz çocuk yok ama eşit hak var.
Ve bu hak, kimsenin merhametine bağlı değil.
Getronagan Ermeni Lisesi’nde Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık
EtkinliklerÖÇED Başkanı ve aynı zamanda HUYS Yönetim Kurulu üyesi olan Parin Yakupyan, Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde öğrenciler ve öğretmenlerle buluşarak “Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Sunum boyunca empati kurmanın, farklılıklarla birlikte öğrenmenin ve kapsayıcı bir bakış açısı geliştirmenin dönüştürücü gücü üzerine duruldu.
⭐Parin Yakupyan’ annelikten yöneticiliğe uzanan yaşam yolculuğundan yola çıkarak, otizmle tanışmanın yalnızca bir tanı değil insanın bakışını, önceliklerini ve kendini yeniden inşa etme süreci olduğunu aktardı.
⭐Öğrencilerin zihninden geçebilecek “Bu konu benimle neden ilgili?” sorusu ele alındı. Kapsayıcılığın yalnızca iyi niyet değil, birlikte yaşamın temel bir parçası olduğu vurgulandı.
⭐Özel gereksinimli bireylerin ayrı alanlara değil, herkesle aynı ortama ait olduğu, gerçek kapsayıcılığın sadece yasalarla değil, sınıf içindeki tutumlarla da kurulduğu üzerinde duruldu.
Bir bakışın, bir cümlenin ya da küçük bir desteğin büyük farklar oluşturabileceği, empati kurarken aslında insanın kendisinin de güçlendiği aktarıldı.
Öğrencilerin soruları ve yorumlarıyla aktif biçimde katılım gösterdiği seminer, karşılıklı etkileşimin ve düşünce paylaşımının öne çıktığı verimli bir buluşmaya dönüştü.
Bu anlamlı buluşmada misafirperverliği için Özel Getronagan Lisesi Müdürü Silva Kuyumcuyan’a, okul yöneticilerine, seminere ilgiyle katılan tüm öğretmen ve öğrencilere teşekkür ederiz.
Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık
EtkinliklerÖÇED Başkanı ve aynı zamanda HUYS Yönetim Kurulu üyesi olan Parin Yakupyan, Özel Pangaltı Ermeni Lisesi’nde öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek “Özel Gereksinimli Bireylerle İletişim ve Herkes İçin Kapsayıcılık” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Bu sunumda empati kurmanın, birlikte öğrenmenin ve kapsayıcı olmanın gücünü öğrencilere aktardı.
Kendi yaşam yolculuğundan yola çıkarak annelikten, otizmle tanışmaktan ve bu tanışmanın hayatını nasıl dönüştürdüğünden söz etti.
Bu buluşmayı ayarlayan Talar Bedikoğluna, misafirperverliği için lise müdürü Eva Orakyan’a, tüm okul yöneticilerine ve seminerde etkin katılım gösteren öğrencilere teşekkür ederiz.

Ancak Birlikte Başarabiliriz
EtkinliklerBandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü iş birliğiyle, İzge Öğrenci Topluluğu’nun gerçekleştirdiği “Ancak Birlikte Başarabiliriz” Paneli verimli bir şekilde tamamlandı.
Otizm Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan, OBİDEV Başkanı Fatma Tabanlı, OBİDEV’den Özden Temel Sezer, Down Türkiye YK Üyesi & Otizm Konfederasyonu Hukuk Birim Başkanı Cansu Korkmaz’ın sunum yaptığı panelin moderatörlüğünü İzge Engelli Derneği Başkanı Nail Yurdusev gerçekleştirdi.
Engellilik alanında farkındalık, hak savunuculuğu, aile ve STK’ların rolü gibi önemli konuları derinlemesine ele alındığı panel aileler, akademisyenler ve öğrenciler tarafından da yoğun ilgi gördü.
ENGELSİZ BİRLİKTELİK KAHVALTISI
Etkinlikler, HaberlerÖzel Çocukları ve Ailelerini Destekleme Derneği (ÖÇED), 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde Park Dedeman Şişli’nin davetiyle, özel gereksinimli bireylerin aileleriyle birlikte anlamlı bir kahvaltıda bir araya geldi.
“Engelsiz Birliktelik Kahvaltısı” olarak adlandırılan bu etkinlik, sıradan bir kahvaltı buluşmasının ötesinde, aileler ile Dedeman’ın yöneticileri ve çalışanlarının aynı masayı paylaşmasını birkaç saatliğine de olsa günlük yaşamın koşuşturmacasından uzaklaşıp, birlikte olmanın, empati kurmanın ve birbirini anlamanın önemini vurgulamayı amaçlıyordu.
ÖÇED Yönetim Kurulu Başkanı Parin Yakupyan yaptığı açıklamada, “Bazen farkındalık bir sunumdan veya bir metinden değil, yan yana oturup aynı ekmeği paylaşmaktan başlar. Amacımız çok sade ama çok güçlü, birbirimizi gerçekten tanımak, ailelerimizin günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları aktarmak ve aynı sofrada oturduğumuzda aslında birbirimizden o kadar da farklı olmadığımızı hatırlamak” ifadeleri kullanıldı.
Dayanışmanın ve sevginin gücünü bir kez daha hatırlatma fırsatı sunmayı hedefleyen etkinlikte ÖÇED ve Park Dedeman Şişli, daha kapsayıcı bir toplum için neler yapılabileceğini de görüştü. Otel yöneticileri gelecekte otizmli bireyleri otelde istihdam etmeye sıcak baktıklarını dile getirdiler. Kahvaltıya gelen otizmlilere otelin işleyişi hakkında bilgi verirken görevleri tanıttılar ve konuyla ilgilenenlerin farklı görevleri denemesi için kısa bir tanıtım turu yaptılar.