Latest News
Everything thats going on at Enfold is collected here
Hey there! We are Enfold and we make really beautiful and amazing stuff.
This can be used to describe what you do, how you do it, & who you do it for.

HAYAT ALTÜST OLDUĞUNDA…
YazılarÖÇED Başkanı Parin Yakupyan: “Ben, kendi hikayemi ve oğlumla birlikte otizmle tanışma sürecimizi pek çok kez anlattım. Ancak anlattıklarım çoğu zaman yaşadıklarımızın sadece bir parçasıydı. Şimdi biraz da 26 yıla yayılan yolculuğumuzdan söz etmek istiyorum. Otizmle tanıştığımız ilk günden bu yana hissettiklerimden, değişimimden ve toplumun farklılıklara karşı tavrından…”
Ben bir zamanlar hayatın bütünüyle benim kontrolüm altında olduğunu düşünen biriydim. Kolay denebilecek bir hayat yaşamıştım. Büyük sorunlar olmadan geçen bir çocukluk ve gençlik, düzenli bir eğitim hayatı, sınırlarını bildiğim bir dünya… Hatta uzun süre ‘Ben mücadeleci biri değilim. Belki de bu yüzden hayat benim için kolay ilerliyor’ diye düşünmüştüm.
Her şey olması gerektiği gibiydi. İsteyerek geçen bir gebelik sürecinin ardından ikiz oğullarımı kucağıma almıştım. Elbette ikiz annesi olmak hayatı biraz daha zorlaştırmıştı ama oğullarımdan özellikle Garen çok rahat bir bebekti. Uslu, sakin, zahmetsizdi. Üstelik gelişimi hem ikiz kardeşinden hem de akranlarından ilerideydi. Erken konuşmuştu. Televizyondan İngilizce kelimeleri kendi kendine öğrenmeye başlamıştı.
Fakat iki buçuk yaşından sonra bir şeyler hızla değişmeye başladı. Sanki bir anda gözlerindeki ışık sönmüştü. Konuşmaları azaldı. Göz teması kayboldu. Huzursuzluğu arttı. Babası uzun iş seyahatlerinden döndüğünde sevinç çığlıkları atan çocuk, artık hiçbir tepki vermez olmuştu.
Bir anne olarak içimde alarm zilleri çalmaya başlamıştı.
“Garen’i çocuk psikiyatristine götüreceğim” dedim. Çevremdekiler ise “Abartıyorsun” dedi.
“Bu yaşta çocuk psikiyatristine mi gidilir?”
“Kardeşini kıskanmıştır.”
“Büyüdükçe açılır.”
Kimseyi dinlemedim. Götürdüm. Ve bir doktorun muayene odasında, empatiden uzak bir ses tonuyla duyduğum tek bir kelime, hayatımı değiştirdi.

OTİZM…
O doktora söylediğim cümleyi bugün bile çok net hatırlıyorum.
“Ben oğlumun otizmli olduğunu kabul etmiyorum.”
Yıllar sonra dönüp baktığımda bunun önce inkar olduğunu düşündüm. Ama sonra zamanla anladım ki, o cümle aslında inkarın değil yasın ilk cümlesiydi. Çünkü insan sadece bir yakınını kaybettiğinde yas tutmuyor. Bazen kurduğu hayaller yıkıldığında da yas tutuyor.
Çocuklarımız daha doğmadan onlar için hayaller kurmaya başlıyoruz. İyi okullara gitsinler istiyoruz. Güzel arkadaşlıklar kursunlar. Sevilsinler, saygı görsünler, kendi ayakları üzerinde dursunlar. Hiçbir anne baba, o hayalin tek bir kelimeyle sarsılmasına hazır değildir. Ben de değildim.
O günkü Parin ile bugün burada karşınızda duran Parin arasında büyük bir fark var. Çünkü o günden sonra dünyaya başka bir yerden bakmayı öğrendim.
BEBEK BEKLEMEK İTALYA’YA YAPILACAK HARİKA BİR TATİL PLANI YAPMAK GİBİDİR
Emily Kingsley’in bu durumu çok iyi anlatan bir benzetmesi var. Diyor ki, bir bebek beklemek İtalya’ya yapılacak harika bir tatil planı yapmak gibidir. Rehberler alınır, görülecek yerler hayal edilir, bavullar o hayale göre hazırlanır. Ama uçak iner ve hostes şöyle der ‘Hollanda’ya hoş geldiniz.’
İlk anda büyük bir hayal kırıklığı yaşarsınız. Çünkü siz Hollanda’yı planlamamışsınızdır. Siz İtalya’ya gitmek istiyorsunuzdur. Ama zamanla fark edersiniz ki kötü bir yere değil, sadece başka bir yere gelmişsinizdir.
Evet, İtalya güzeldir. Ama Hollanda’nın da yel değirmenleri vardır, laleleri vardır, kendine özgü bir güzelliği vardır. Ve eğer bütün ömrünüzü “Neden İtalya’da değilim?” diye yas tutarak geçirirseniz, bulunduğunuz yerin güzelliğini asla göremezsiniz.
Ben o yeni ülkenin güzelliklerini görmekle kalmadım, orada kendimi de yeniden tanıdım. Zamanla, hepimizin bu hayata gelişinin bir anlamı olduğuna inanmaya başladım. Otizmli bir çocuğun annesi olmak, yaşamımın merkezine yerleşti. Bu yolculuk bana çok şey öğretti.
Bugün, öğrendiklerim arasından benim için en önemli olan üç şeyi paylaşmak istiyorum.
Birincisi…
Hayat altüst olduğunda, hemen felaket ilan etmeyin. Çünkü nereden biliyoruz, belki de hayatın altı üstünden daha iyidir. Evet, otizmle birlikte hayatımız altüst oldu. Bunu romantikleştirmeyeceğim. Zorlandım mı? Çok zorlandım. Tükendiğim, isyan ettiğim, “Keşke hiç yaşanmasaydı” dediğim günlerim de oldu.
Ama aynı hayat bana başka şeyler de verdi.
Belki başka türlü hiç tanışmayacağım insanlarla tanıştım. Başka hayatlara dokunma fırsatı buldum. Kendimde varlığını bile bilmediğim bir gücü keşfettim.
İkincisi…
Çocuğunuza inanmayı asla bırakmayın.
Ben Garen’e hiçbir zaman “Zaten otizmli, yapabilecekleri sınırlı” diye bakmadım. Destek aldık, çalıştık, tekrar ettik, sabrettik. Özel eğitimden hiç vazgeçmedik. Bazen çok küçük bir adım için çok büyük bir emek verdik.
Belki onun başardıkları, benim hayal ettiklerim değildi her zaman. Ama ben ona inandıkça, o da elinden gelenin en iyisini yaptı. Zamanla çocuklarımızın bizim eksik kalmış hayallerimizi tamamlamak için doğmadığını anladım.
İster özel gereksinimli bir çocuğunuz olsun, ister tipik gelişen… Bunu ne kadar erken kabul edersek, onlarla kurduğumuz bağ da o kadar gerçek, o kadar sahici oluyor.
Üçüncüsü…
Mutluluğun formülünü başarı listelerinde aramayı bıraktım.
“Çocuğum hayal ettiğim okullara gidemeyecek mi?”
“Önemli bir kariyere sahip olamayacak mı?”
“O zaman ne olacak?”
Bunlar, çocuğu tanı alan pek çok anne babanın sorduğu sorular.
Peki, hayatın anlamı gerçekten bunları başarmak mı?
Bir unvan mı?
Bir diploma mı?
Bir maaş bordrosu mu?
Yoksa birlikte gülmek mi?
Bir bakışta anlaşmak mı?
Küçücük bir ilerlemeyi sevinçle kutlamak mı?
Hayatta yalnızca büyük başarılar mutluluk getirmiyor. Çoğu zaman küçük ama gerçek anlar hayata anlam katıyor.
Buraya kadar size fazlasıyla toz pembe bir tablo çizdiysem, şunu da açıkça söylemeliyim, elbette benim de pes ettiğim anlar oldu. “Buraya kadar” dediğim, artık tükendiğimi hissettiğim günler sayısızdı. Ama her seferinde yeniden ayağa kalkmayı öğrenmekten vazgeçmedim.
Çünkü hayat bana aynı anda hep iki şeyi birden yaşattı, ‘iyi ki’leri ve ‘keşke’leri.
İyi ki…
Çünkü oğlum sayesinde çok değerli insanlarla tanıştım.
İyi ki…
Çünkü içimdeki gücü, sabrı ve dayanıklılığı onunla birlikte fark ettim.
Ama keşke… Bu kadar mücadele etmek zorunda kalmasaydım. Benim de daha sıradan dertlerim olsaydı.
Keşke…
26 yaşındaki oğlum, farklı olduğu için eve kapanmak zorunda kaldığı bir dünyada değil, olduğu haliyle kabul edildiği bir dünyada yaşayabilseydi.
Şunu da özellikle söylemek isterim, farklılıklar söz konusu olduğunda mesele yalnızca otizm değil. Asıl mesele, toplumun farklı olana gösterdiği tahammülsüzlük. Her olayda önce farklı olanın suçlanması, dışlanması, cezalandırılması… Zor zamanlarda en hızlı yargılananlar çoğu zaman zaten en başından beri yeterince anlaşılmayanlar oluyor. Bazen tek bir olayın ardından, yıllardır emekle kurmaya çalıştığımız birlikte yaşama fikrinin bile ne kadar kolay hedef haline gelebildiğini görüyoruz.
Biz hala farklı olanı anlamadan etiketliyoruz. Bilmeden yargılıyoruz. Dinlemeden dışlıyoruz. Oysa farklılıklarla birlikte yaşamayı gerçekten öğrenebilsek, hepimiz için daha insanca, daha adil bir hayat mümkün olur. Çünkü hayat bizi her zaman planladığımız ülkeye indirmiyor. Ama indiğimiz yerde nasıl bir insan olacağımıza biz karar veriyoruz.
Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Öğrencileri ile Bir araya Geldik
Etkinlikler10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında, Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı’nın davetiyle öğrencilerle bir araya geldik.

Bu anlamlı etkinlikte ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan, “Otizmli Birey Annesi Olmak” başlıklı konuşmasında bir annenin deneyimlerinden yola çıkarak otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşamına dair içten, gerçek ve farkındalık yaratan paylaşımlarda bulundu.
ABA Program Süpervizörü ve Klinik Psikolog İsmail Bıyıklı ise otizm ve zihinsel özel gereksinimli bireyler üzerine gerçekleştirdiği sunumda, doğru yaklaşımın, erken desteğin, bilimsel temelli uygulamaların ve kapsayıcı bakış açısının önemine dikkat çekti.
Özellikle çocuk gelişimi alanında eğitim alan gençlerle bu konuları konuşmak bizim için çok kıymetliydi. Çünkü özel gereksinimli bireylerin yaşamına dokunacak her meslek elemanının, yalnızca bilgiyle değil, duyarlılık, saygı ve hak temelli bir bakış açısıyla yetişmesi büyük önem taşıyor.

Farklılıkları anlamaya, kapsayıcı bir toplumun parçası olmaya ve özel gereksinimli bireylerin yaşamına daha bilinçli şekilde dokunmaya gösterdikleri ilgi için Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu’na, Çocuk Gelişimi Programı’na teşekkür ederiz.
Özyeğin Üniversitesi Öğrencileri ile Buluştuk
EtkinliklerÖÇED Başkanı ve Algı Özel Eğitim Merkezi Kurucusu Parin Yakupyan, otizm farkındalığına yönelik olarak Özyeğin Üniversitesi öğrencileriyle çevrimiçi bir seminerde bir araya geldi.
Duyarlı Özü Birimi çatısı altında 2017 yılından bu yana sürdürülen “Otizm Farkındalık Zamanı” projesi kapsamında gerçekleşen seminerde, öğrenciler otizm konusunda bilgilendirildi. Seminer, öğrencilerin ilgisi ve etkin katılımıyla tamamlandı.
Seminerin ardından ilerleyen günlerde Özyeğin Üniversitesi’nde otizmli çocuklar, aileleri ve üniversite öğrencilerinin bir araya geldiği kapsayıcı bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında ritim, müzik ve hareket atölyeleri başta olmak üzere farklı çalışmalar gerçekleştirildi.
Otizmli bireylerin sosyal yaşama katılımını desteklemeyi ve üniversite öğrencilerinin otizm konusundaki farkındalığını artırmayı amaçlayan etkinlik, öğrenciler ve aileler için keyifli bir buluşma alanı oluşturdu.
OTİZMİN FARKINDA BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN VARALIM
Etkinliklerİstanbul Bilgi Üniversitesi, Nisan Otizm Farkındalık Ayı’nın sonunda çok anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.
30 Nisan’da Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleşen etkinlikte otizmi yalnızca konuşmakla değil, yan yana gelerek, dinleyerek, temas kurarak ve birbirimizi anlamaya çalışarak ele aldık.
Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Biz Olmadan Bizim Hakkımızda Asla!” paneli, otizmli bireylerin kendi hikâyelerini kendi sözleriyle anlattıkları çok kıymetli bir alan açtı.
Bu panelde otizmli bireyler hakkında değil, otizmli bireylerle birlikte konuştuk. Onların deneyimlerini, mücadelelerini, hayallerini ve hayata kattıkları güçlü sesi dinledik.
Aspergerli birey ve özel eğitim öğretmenliği mezunu Emre Balçık, kendi yaşam deneyimlerini paylaştı.


Yetişkin bir otizmli birey olan Soydan Akyol, babasıyla birlikte mini bir konser verdi.
Otizmli genç Mesut Uygun, çocukluğundan beri sürdürdüğü otomobil tasarımı ilgisini, hayallerine tutunma mücadelesini ve bugün Ford Otosan’daki çalışma hayatına uzanan yolculuğunu anlattı.
Beden eğitimi öğretmeni ve antrenör Hüsnü Çatalkaya, özel gereksinimli öğrencileriyle elde ettiği ulusal ve uluslararası başarılar üzerinden, doğru destek verildiğinde gençlerin potansiyelinin nasıl ortaya çıktığını aktardı.
ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan ise tanı sonrası değişen yaşamı, ailelerin güçlenmesinin neden hayati olduğunu ve bu yolculukta dayanışmanın önemini kendi bakış açısıyla paylaştı.
Farkındalığın bir günle sınırlı kalmadığı, dinlemenin, anlamanın, birlikte yol almanın değerini bir kez daha hissettiğimiz bu anlamlı buluşma için İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne, Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer başta olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz.
Bağımsız Yaşam ve Eşitlik Zirvesi
EtkinliklerTomurcuk Kooperatifi tarafından geleneksel olarak düzenlenen Bağımsız Yaşam ve Eşitlik Zirvesi 6 Mayıs 2026 tarihinde Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Zihinsel özel gereksinimli bireylerin bağımsız, eşit ve kapsayıcı bir yaşama katılımlarını güçlendirmeyi hedefleyen zirvede, toplumsal farkındalığı artıran projeler, iyi uygulama örnekleri ve sosyal kabul alanındaki çalışmalar ele alındı.
ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturum ‘Bireysel Kabul’ başlığıyla gerçekleştiç Down Sendromu Hakları Savunucusu ve ebeveyn Tahmina Hakimova-Rees, Türkiye Otizm Meclisi Sekretaryası’ndan Serap Dikmen, EÇADEM Merkez Yöneticisi Arzu İnan ve Uzman Psikolog Danışman, Lisanslı Aile Terapisti Tuna Şahsuvaroğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Otizmin Farkında Bir Gün Değil, Her Gün Varalım
EtkinliklerTürkiye’de birçok otizmli birey eğitim almasına rağmen yetişkinlik döneminde sosyal hayattan büyük ölçüde kopuyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi, bu görünmeyen gerçeğe dikkat çekmek için Nisan Otizm Farkındalık Ayı’nın sonunda güçlü bir çağrıda bulunuyor ve farkındalığın bir günle sınırlı olmadığını vurguluyor.
30 Nisan’da Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleşecek etkinlik, katılımcıları otizmi yalnızca konuşmaya değil yan yana durarak ve temas kurarak anlamaya davet ediyor.
“Biz Olmadan Bizim Hakkımızda Asla!”
Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer’in moderatörlüğünde gerçekleşecek panel, otizmli bireylerin kendi hikayelerini kendi sözleriyle anlattıkları bir alan açıyor. Bu panel, otizmli bireylerin başkaları tarafından değil, kendi sesleriyle görünür olduğu ve söz hakkını doğrudan kullandığı bir zemin sunuyor.
Gerçek Hayatlar, Gerçek Mücadeleler
Etkinlikte yer alan konuşmacılar, otizmin görünmeyen yönlerini kendi yaşamlarından örneklerle ortaya koyacak:
• Otizmli birey ve özel eğitim öğretmenliği mezunu olan Emre Balçık, otizmli bireylerin eğitim hakkı ve istihdamda karşılaştığı engelleri anlatacak.
• Yetişkin bir otizmli birey olan Soydan Akyol, yeteneklerine rağmen sosyal hayata katılımda yaşadığı güçlükleri ve birçok yetişkin otizmlinin görünmeyen yalnızlığını ailesiyle birlikte dile getirecek.
• Otizmli bir genç olan Mesut Uygun, çocukluğundan beri sürdürdüğü otomobil tasarımı ilgisini, hayallerine tutunma mücadelesini ve bugün Ford Otosan’daki çalışma hayatına uzanan yolculuğunu paylaşacak.
• Beden eğitimi öğretmeni ve antrenör Hüsnü Çatalkaya, özel gereksinimli öğrencileriyle elde ettiği ulusal ve uluslararası başarılar üzerinden, doğru destek verildiğinde gençlerin potansiyelinin nasıl ortaya çıktığını aktaracak.
• Otizmli bir genç annesi olan Parin Yakupyan ise ailelerin güçlenmesinin neden hayati olduğunu, tanı sonrası yaşamın yalnızca kayıplarla değil, yeni anlamlar ve yeni güç kaynaklarıyla da kurulabileceğini vurgulayacak.
Birlikte Üreten Bir Deneyim
Etkinlik kapsamında düzenlenecek atölyelerde, otizmli bireyler ve katılımcılar birlikte üretim süreçlerine dahil olacak.